Vokal Prodüksiyonunun Vazgeçilmez Denge Efektleri

Bazen alınan vokal kayıtları kaliteli olsa bile, iyi işlenmedikleri takdirde mikste bütün ışıltılarını ve güçlerini kaybederler. İşte bu yüzden vokal prodüksiyonu, başlı başına bir uzmanlık alanıdır. Her ne kadar reverb ve delay gibi efektler vokalleri güzelleştirse de, önce vokallerin temizlenmesi ve dengelenmesi gerekir. 

Direct Processing Nedir?

Bir vokalin olduğu kanala yerleştirilen ses efektlerin ortaya çıkardığı sonuca “direct processing” denir. EQ, de-esser ve compressor, vokal kanallarına doğrudan uygulanan efektlerin başında gelir. Bazı ses mühendisleri, bu efektleri bütün vokallerin toplandığı tek bir kanala uygulayarak, bilgisayarın yavaş çalışmasına engel olmak ister. Fakat her vokal kanalını tek tek işlemek ile bütün vokalleri toplu halde işlemenin ortaya çıkardığı sonuçlar arasında farklar vardır.

Her vokali teker teker işlediğimiz zaman, cerrahi bir titizlikle ilerlememiz mümkündür. Vokalleri toplu olarak işlediğimiz zaman ise, o vokaller arasındaki bağı ve dengeyi kuvvetlendirebiliriz.

EQ

EQ, yani equalizer, ses frekanslarını dengelemek amacıyla geliştirilmiş bir efekttir. Bas frekanslarından kulağa fısıltı gibi gelen ince frekanslara kadar, bir sesi tüm yönleriyle EQ sayesinde şekillendirebiliriz. Özellikle yeni başlayanlar için en doğru strateji, bir parametric equalizer ile çalışmaktır. Çünkü parametric EQ, bütün frekansları ve desibelleri gözler önüne sermekle kalmaz, analyzer özelliği ile sesin hangi frekans bandlarında yoğun olduğunu da gösterir.

Peki vokaller üzerinde EQ kullanırken nelere dikkat etmeli?

  1. İlk adım, 90 Hertz’ün altındaki frekansları elemek olmalıdır.

Eğer bas ses aralığına sahip bir vokalist ile çalışmıyorsanız, bas frekanslarla bir işiniz olmaz. Dolayısıyla bas frekanslardan kurtulduğunuz anda, kayıt hem daha temiz duyulur, hem de “p” ve “b” gibi seslerin mikrofonda oluşturduğu patlama etkisini azaltmak mümkün olur. 

2. Vokallerde kulak tırmalayıcı frekansların yoğun olduğu 4kHz- 9kHz bandı kısılmalıdır. Bu band, “s”, “ş”, “ç” gibi seslerin yoğun olduğu bölgedir. Küçük bir servet değerinde olan kaliteli mikrofonların en önemli ortak özelliklerinden biri, bu frekans bandında kulak tırmalamadan netlik sağlamalarıdır. Daha düşük bedel karşılığında bu netliği sunan mikrofonlarla alınan vokal kayıtlarına ise ufak bir “de-harsh” müdahalesi yapmak gerekebilir. 

3. 10kHz üstü frekanslar biraz parlatılmalıdır. Özellikle elektronik alt yapılı şarkılarda vokallerin 10kHz-20kHz frekans aralığının açılması, vokallerin mikste kaybolmasını önler. 

4. Bu işlemlerden sonra orta frekanslar hakkında, kayıt yapılan odanın akustiğine ve alt yapıya göre karar verilmelidir. Orta frekansları kısmak demek, vokallerin sıcaklığını azaltmak demektir. Fakat bu sıcaklıktan bazen feragat etmek gerekebilir. Örneğin; hafif yankı yapan küçük bir odada yapılan kayıtlarda 100-300 Hz frekans bandını kısarak, vokallerin daha temiz duyulmasını sağlayabiliriz. 

Öte yandan iyi yalıtılmış bir odada kaydedilen vokaller minimalist bir pop düzenlemesiyle mikslenecekse, orta frekanslara müdahale etmek gerekmeyebilir. Fakat pek çok EDM parçasına vokalleri oturturken, orta frekanslarını hafif kısarak, enstrümanları ön plana çıkarmayı tercih edebilirsiniz.

De-esser

De-esser efekti, “s”, “ş” ve “ç” gibi sesleri kısmaya odaklanır.

Mekanizması aslında EQ ve compressor bazlıdır… Fakat özel olarak geliştirilmiş de-esser’lar, vokallerde ses perdesini kısmadan kulak tırmalayan problemleri ortadan kaldırmaya yardımcı olur.  EQ ve compressor kullanırken tecrübeniz artıkça, de-esser’ı da daha etkili kullanmanız mümkün olacaktır. Fakat o vakit gelene kadar kullandığınız de-esser’ın presetlerini vokaller üzerinde deneyerek, istediğiniz sonuca yaklaşabilirsiniz. 

Compressor

Compressor, vokal performansı boyunca ses yüksekliğindeki farkları azaltmaya yarar. Örneğin; bir kelimenin ses yüksekliği fazlayken bir sonraki kelimeninki az ise, doğru kompresör stratejisiyle aradaki fark azaltılabilir. Bu tür işlemler için threshold, ratio, attack, release, makeup gain ve knee parametrelerini sunan bir compressor ile çalışmak elzemdir. 

  • Threshold: Compressor’ın devreye girmesi için müdahale edilmesi gereken ilk parametredir. Örneğin Threshold’un -30 dB’ye getirilmesi demek, kompresörün -30 desibel ve üstü bütün sesleri işleyeceği anlamına gelir. 

Vokallerde threshold’un -40 dB ve altı değerlere getirilmemesi önemlidir; aksi takdirde odadaki sesler ve vokalistin aldığı nefesler de compressor tarafından işlenecektir. 

  • Ratio: Compressor’ın işlemden geçirdiği sesi ne kadar kısacağını belirler. Örneğin ratio 5:1 olarak ayarlanırsa, compressor belirlenen threshold’un üstünde kalan her 5 desibelden sadece 1’inin geçişine izin verir. 

Bir vokal üstünde tek bir compressor kullanıldığı takdirde, ratio 2:1 ila 4:1 olmalıdır. Fakat her vokal kanalı üzerinde en az ikişer compressor kullanılırsa, daha dengeli performanslar elde edilir. İki compressor kullanıldığında, ilk compressor 5:1 gibi bir ratio ile en yüksek sesli heceleri kontrol altında tutarken, 2:1 ratio ayarlı ikinci compressor da, birinci compressor’ın ortaya çıkardığı sonucu dengelemeye yardımcı olur. 

  • Attack ve Release: Bu parametreler sayesinde compressor’ın ne kadar hızlı hareket edeceğini belirleyebiliriz. Her iki parametre de milliseconds, yani milisaniye ile ölçülür. Attack, kompresörün sesi ne kadar hızlı alacağını belirlerken, release de ne kadar hızlı bırakacağını belirler. 

Bir vokal üzerinde tek bir compressor kullanıldığında, attack hızlı ve release yavaş tutulursa, performans daha doğal duyulacaktır. İki compressor kullanıldığında 5:1 ratio’lu ilk compressor hızlı davranırken, 2:1 ratio’lu compressor nispeten daha yavaş hareket ederse, ortaya daha dengeli bir sonuç çıkacaktır.

  • Makeup Gain: Compressor kullanırken amaç, bütün performansın sesini kısmak değildir… Fakat compressor belirlediğimiz eşiği aşan tüm sesleri kıstığından ötürü, ortaya çıkan sonuç, tüm performansın sesi kısılmış gibi bir algı yaratır. İşlem sırasında kaybedilen ses yüksekliğini telafi etmek için makeup gain’e başvurmak gerekir. Makeup gain parametresinin bulunmadığı compressor’larda, output’a müdahale edilerek performansın ses yüksekliği artırılabilir. 
  • Knee: Knee parametresini düşünürken, aklınıza bir arabadaki gaz pedalını getirebilirsiniz… Nasıl ki bir anda gaza bastığınızda araba aniden harekete geçer, bir compressor’da da hard knee ayarını seçtiğinizde, benzer bir sonuçla karşılaşırsınız. İşte bu yüzden vokal prodüksiyonlarında ya soft knee, ya da hard knee ve soft knee arasında orta karar bir seçim yapılması tavsiye edilir. Soft knee, compressor’ın sesi daha nazikçe işlemesini sağlar.  

Vokal kanallarına teker teker müdahale ettikten sonra, tüm vokaller arasındaki dengeyi pekiştirmek adına bir compressor daha kullanabilirsiniz. Bütün vokalleri topladığınız bir kanala ya da gruba uyguladığınız compressor 2:1 ya da 3:1 gibi bir ratio’ya ayarlandığında, vokaller daha derli toplu duyulacaktır.

Total
0
Shares
1 comment
Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Related Posts